SİZ Mİ KALBİNİZİ YÖNETİYORSUNUZ KALBİNİZ Mİ SİZİ?

Akıl mı kalp mi?

 

İnsanlar her zaman aklı ile kalbi arasında sıkışır kalır. Kolay değilidir insanın aklı ile kalbi arasında seçim yapması. İşte bu noktada ya yönlendirilir ya da aklını dinler. Genelde kalbini dinleyen insanlar, duygusal yönleri ağır basan hayattan çok şey bekleyen ama çok az şey alan insanlardır. Bu yüzden asla doğru kararlar veremeyiz yada hep yanlış karar aldığımızı sanırız. Kalbimiz ile beynimizin arasındaki o ince çizgide ben hep kalbimi dinliyorum kaybediyorum deriz. Oysa aklını dinleyen insanlarda kaybeder. Bunun bir ölçüsü mü vardır? Kim neye göre neyi seçer? Evet seçimlerimiz bizim elimizde peki biz kimin elindeyiz?

 

Zaman akıp giderken gözümüzün önündeki o şeyi hep görmezden geliyoruz. İşte böyle zamanda karşılaşırız o soruyla, akıl mı kalp mi? İnsanın gözünün önünde durandan kaçması çok zordur. Kaçmak yerine görmemiş olmamayı tercih ederiz. Ama hislerimiz hep oradadır ve biz ne kadar görmezden gelmeye çalışsakta bizi içine çeker. Ne kadar direnirsek direnelim kim olursak olalım hayatımızın bir bölümünde yeniliriz ve pes ederiz. Duygularımızın bizi yönetmesine izin veririz. Çünkü bir duygularımızı yönetmeyi beceremez ondan uzaklaşmaya çalışmayı seçeriz oysa direnmek yerine yaşasak belki de daha sonradan bu kadar etkisi altına girmeyiz.

 

Aşık olduğumuz insanın gözlerinin içine bakıpta ”Sana aşığım! ” demek yerine günlük sıradan cümleler kurar sonra da bunun ne kadar saçma olduğunu düşünür dururuz. Oysaki asıl saçma olan duyguları görmezden gelmektir. Yalnız bir köşede oturduğunuzda içinizde büyüyen o ağlama, bağırma, isyan etme dürtüsü sizi sizden alır da sadece oturmaya devam edersiniz. Bu şekilde duygularınızı, hislerinizi, kalbinizi yönetebildiğinizi mi sanıyorsunuz? Kusura bakmayın ama hayır yönetemiyorsunuz. Siz duygularınızın esiri olmuş kendi içinde kıvranıp duruyorsunuz. Ancak kalbinizden geçenleri söylediğiniz zaman, bunu davranışa döktüğünüz zaman kalbinizi yönlendirmeyi öğrenebilirsiniz.

 

Sadece aşk ve sevgi değil nefret ve öfke de aynıdır. Birinden nefret edersiniz ama her gün yüzüne gülersiniz. Birine karşı içinizde hep bir öfke vardır ama hep bastırmak zorunda kalırsınız. Böyle olmamalı, böyle olmak zorunda değil. Biraz cesaret ve inanç ile kendinizi aşıp kalbinizi elinize alın. Kime ne hissettiğinizi açık yüreklilikle söyleyin. Emin olun hayatınız çok daha rahat ve güzel olacak.

Bir önceki yazımız olan ERGENLERLE İLETİŞİMİMİZ NASIL OLMALIDIR? başlıklı makalemizde Ergenlerle Iletisimimiz, ergenlik ve ergenlik dönemi hakkında bilgiler verilmektedir.

Yorum Yazın